23 - Yılmaz Sütçü ile Hedwig ve Angry Inch'i konuştuk

Yılmaz Sütçü ile Hedwig ve Angry Inch’i konuştuk

06 Aralık 2016  //  Magazin, Röportaj  //  Yorum Yok   //   284 Kez Görüntülendi
“Hedwig ve Angry Inch cesaret, disiplin ve aşırı çalışmanın sonucunda seyirciyle buluştu” diyen Yılmaz Sütçü sorularımızı yanıtladı.

Hedwig ve Angry Inch müzikali sezonun en çok konuşulan ve merak uyandıran oyunlarından. Müzikali Türkiye’de sahnelemeye nasıl karar verdiniz?
Orijinal adıyla Hedwig and the Angry Inch, 1998 yılından beri sahneleniyor. Komedi klüplerden Off-Broadway dediğimiz, daha özgür, alternatif ve düşük bütçeli yapımların sahnelendiği tiyatrolardan sinemaya, oradan da dev bütçeli -biraz da turistik bulduğum- Broadway’e taşınmış kült bir glam rock müzikali. Feleğin sillesini dört bir yandan yemiş Doğu Alman şarkıcı ve şarkı yazarı Hedwig’in hikayesini anlatıyor. Hikayeyi okuyan veya sinemada izleyen birinin gönlünü Hedwig’e kaptırmaması imkansız. Ben de hikayenin tutkunlarından biri oldum ve bunu herkesle paylaşmak istedim.

Müzikalin hikayesinden kısaca bahsedebilir misiniz?
Berlin’in ikiye bölündüğü yıllarda Doğu tarafında yaşayan bir Alman vatandaşı olan Hansel, orada görev yapan Amerikalı bir askere aşık olur. Aşık olduğu adamla kaçmaya karar verir ama Berlin Duvarı’ndan kaçmak için bulabildikleri tek yol evliliktir. Evlenmek için de önce cinsiyet değiştirme ameliyatı geçirmesi gerekmektedir. Ameliyat başarısız olur. Yine de Hansel adını Hedwig olarak değiştirir ve Amerika’ya taşınır. Ancak burada da insanoğlunun açgözlülüğünden nasibini alır. Bestelerini çalan Tommy, ünlü bir yıldız olma yolunda ilerlerken, kurduğu mütevazi grubuyla sesini duyurmaya çalışıyor.  Hedwig de hikayesini anlatmak üzere Tommy’nin arkasından bir dünya turnesine çıkıyor ve yolu bu sefer de İstanbul’a düşüyor.

Türkçe’ye çevirisinde ve şarkı sözlerinin uyarlanmasında da sizin imzanız var değil mi?
Evet; çeviri, uyarlama ve şarkı sözleri bana ait.

Trans birini canlandırmanın zorlukları neler?
Risk budur! Türkiye’de trans olarak yaşamak neyse, trans birini canlandırmak da tüm ögeleriyle aynı riskleri taşıyor. Zamanında Yeşilçam’ın en büyük karakter oyuncularından Erol Taş’ın kötü adam diye dövüldüğü bir ülkede yaşıyoruz. Bir oyuncu olarak yüksek kondüsyon gerektiren bu rol için çok çalışmam gerekti.
Trans bir kadın olan fakat başarısız bir operasyon geçiren bir karakter Hedwig! Yani ne tam kadın ne tam erkek! Bıçak sırtı kadar ince bir çizgide duran Hedwig; cesaret, disiplin ve aşırı çalışmanın sonucunda seyirciyle buluştu.

2-1

Kazan Dairesi’nden biraz bahseder misiniz? Yeni projeleriniz var mı?
Kazan Dairesi, yaklaşık 20 kişiden oluşan bir topluluk. Siz şimdilik sadece bizleri görüyorsunuz fakat arkada kocaman bir ekiple faaliyetlerini yürüten, bir meselesi olan, genç ve muhteşem eğitimli birçok arkadaşımızdan meydana geliyor. Barış Arman sanat yönetmenimiz. Ekibin çoğunluğu aynı anda hem tiyatro mezunu hem müzik mezunu olan arkadaşlardan oluşuyor ve Kazan Dairesi yalnızca müzikal yapımlar gerçekleştirmeyi hedefliyor. Önümüzdeki yıl yeni bir müzikal yapımla diğer arkadaşlarımız da seyirci karşısına çıkacaklar. En yakın projemiz ise baharda gerçekleşecek olan müzikal konserimiz.  Merak edenler Kazan Dairesi ile ilgili gelişmeleri ve etkinlikleri kazandairesi.org adresinden takip edebilirler.

Hayatınızın akışını değiştiren bir olay yaşadınız mı?
Hayat habire akış değiştirip duruyor! Hayatın olayı da buymuş, kabullenmek zaman aldı benim için. Mesela bu oyunu çevirmeye karar verdiğim zaman, art arda teoride mükemmel ama pratikte şanssız projeler yapmıştım ve dibe vurduğumu düşünüyordum. “Bu oyun benim için bir dönüm noktası oldu” diyebilirim.

En çok hangi özelliğinizi seviyorsunuz?
Böyle kendimi övmek de biraz antipatik ama kafaya bir şeyi takınca onu gerçekleştirme huyumu seviyorum galiba gizliden gizliye.

Kendinizde sevmediğiniz yönler neler?
Bazen aşırı sosyal bazen de aşırı yalnız olmayı seviyorum. Bir ortasını bulamadım şunun. Mesleki olarak da fazla titiz ve kontrol manyağı derecesinde dikkatliyim, kriz anlarında başkalarını çok bunaltmıyorum ama… Yani umarım öyledir:)

Hayatta sizi en çok endişelendiren konu nedir?
Maalesef bir sürü endişe içinde yaşamak zorunda bırakılmak! Baksanıza, dünyanın gidişatı ve ülkenin durumu pek de hayra alamet değil! Herkesin ortak kaygılarını ben de iliklerime kadar hissediyorum bu gezegende.

Sihirli bir değneğiniz  olsa ve tiyatro sektöründeki tek bir şeyi değiştirme şansınız olsa neyi değiştirmek isterdiniz?
Her tiyatro topluluğunun düşledikleri gibi bir sahne sahibi olmalarını ve rahatça işlerini gerçekleştirebilecekleri destekler bulmalarını dilerdim. Çok çok da rahat olmayalım ama çünkü bizi biz yapan yaşadığımız zorluklar…  Büyük usta Haldun Taner’in “Sersem Kocanın Kurnaz Karısı” oyunundaki Fasulyeciyan’ın o ünlü repliği gibi:
“İsterse sanat karın doyurmasın, yemek sanatkara iyi değildir. Aç ayı oynamazsa oynamasın, bir sanatkar asla ayı değildir.”

Hayattaki en büyük hayal kırıklığınız nedir?
O kadar fazla ki, buna cevap vermek çok zor. Galiba milyarlarca yıllık bu evrende, bu zaman dilimine denk gelmek yeterince büyük hayal kırıklığı.

“Bir gün mutlaka yapmayı istiyorum” dediğiniz şeyler neler?
Bir gün mutlaka gezgin olmak istiyorum. Bir sürü ülkeye gidip, oralarda bir süre yabancı olmak istiyorum. Bilmediğim lezzetler tatmak, farklı lisanslar konuşmak, dünyanın asıl zenginliği olan bu farklı kültürlerde kaybolmak istiyorum.

İlgili Haberler