Görevimiz komedi

06 Aralık 2016  //  Magazin, Röportaj  //  Yorum Yok   //   1320 Kez Görüntülendi
Sonbaharın kasvetini, gündemin sıkıntısını, içimizin daralmasını son dönemin en eğlenceli isimleriyle atlatmak istedik. Onların rahatlama ve eğlenme taktikleriyle kaybolan neşemizi bulalım.

BU SIRALAR GÜLMEYE EN ÇOK İHTİYACIMIZ OLAN ZAMANLARDAYIZ. İçinde bulunduğumuz ‘stres devri’nde biraz olsun rahatlamak için, ‘kahkaha atmak’ yapılacaklar listesinde en başta geliyor. Gülümsemek için neden bulmak fazlasıyla zorlaşsa da, neyse ki onlar var! Mizahları, mi mikleri, enerjileriyle onları izlerken eğlenmemek ne mümkün. Ayça Erturan, Önder Açıkbaş, Demet Gül, Sinan Çalışkanoğlu ve Murat Akkoyunlu. Onlar ekranda her gördüğümüzde kahkaha attığımız isimler. Biz onları izlediğimizde bu kadar gülerken onları ne güldürür, stresi nasıl kovalarlar diye sorduk, birbirinden keyifli yanıtlar aldık. Sohbetimize biraz sonbahar, biraz mizah, biraz da gündem ekledik. Renkli karelerle birleştirdik. Kesinlikle çok eğlendik. Eğlenme sırası sizde!

6-1

AYÇA ERTURAN

“Bir film izler, kendimi o filmdeki karakterlerin yerine koyarım”

Yanında geçirdiğiniz her saniye gülme garantili. Çok Güzel Hareketler Bunlar ile hayatımıza giren Ayça Erturan’ın sıkıntılı olduğu zamanlarda yapmayı en sevdiği şey Tiffany’de Kahvaltı’yı tekrar tekrar seyretmek.

Şu sıralar günleriniz nasıl geçiyor?
Kanal D için hazırlanan bir televizyon filminde oynuyorum. Hatta gelecek hafta ikincisini de çekeceğiz. Hatice adlı, haksızlığa tahammülü olmayan, doğru söylediği için köyünden kovulan bir kadının serüvenlerini konu alıyor. Çok eğlenceli bir iş. Daha önce şive yaparak oynamadığım için, benim için de ilginç bir tecrübe. Bir de film senaryosu yazıyorum. Uzun zamandır üzerinde çalıştığım bir proje. Gerçek bir olaydan yola çıkarak yazıyorum. O da aksiyon komedi türünde olacak.

Çocukluktan belli miymiş oyuncu olacağınız?
Aslında öyle… Evde ablama zorla kıyafetler giydirip, annem ve babama kendi yazdığım, daha doğrusu uydurduğum oyunları oynardım. Ortaokulda da yaptım hatta… Fiyasko ile sonuçlandı. Hatta lisede tiyatro salonundan çıkmadığım için, öğretmenim sahnede yapmak zorunda kalmıştı sınavımı. Ertesi gün ailem okula çağrıldı ve hemen en yakınımızdaki kursa (MSM) kayıt yaptırdılar… Yılmadım herhalde ki, şu anda bu işi yapıyorum.

Sonbaharla aranız nasıl?
Ben yaz çocuğuyum. Çiçek severim… Sonbahar, yaprakları ağaçlardan kopardığı için üzülsem de, renklerin dansı hoşuma gider.

Çok sıkıldığınızda, bunaldığınızda, endişeli, umutsuz olduğunuzda, kaygılandığınız zamanlarda ne yaparsınız?
Hayal kurarım… Kendimi bulunduğum çerçevenin dışına taşırım. Bir film izler, kendimi o filmdeki karakterlerin yerine koyarım. Kimi sabah Tiffany’de kahvaltı eder, kimi akşam Moulin Rouge’da sahneye çıkarım. Fotoğraflara bakmak da mutlu eder beni. Her fotoğrafın çekilme anını, bana hissettirdiği duyguyu, yanımdaki insanları, bulunduğum mekanı, yılı düşünürüm. Şimdi olmadığım ‘ben’e bakarım. Şu an olduğum kişi olmamı sağlayan o eski dosta bakmak mutlu eder beni.

Stres anlarında rahatlamak için yaptığınız ritüeller var mı?
Yemek yaparım. Hiç olmadı bir şeyler doğrarım. Yemek yapmak bir çeşit rehabilitasyon benim için. Sırf bu yüzden yazdan hazırladığım, kışlık bir sürü şey vardır dolabımda.

Ayça Erturan’ın bir pazar günü nasıl geçer?
Pazar kahvaltısı çok önemli. Hatta ‘Çok Güzel Hareketler Bunlar’da skecini bile yaptım. Mesleki açıdan hafta sonu tatili olan biri değilim. Ama evdeysem sonuna kadar keyfini çıkarırım.

TEK KELİMEYLE

Aşk… MACERA

Kahve… BAHANE

Sonbahar… HIRKA

Mizah… ZEKA

6-2

MURAT AKKOYUNLU

“Seyahat ederek rahatlıyorum”

Çakallarla Dans’ta canlandırdığı Del Piero Hikmet’i hepimiz çok sevdik. Son dönemde bize kahkaha attıran neredeyse her projenin içinde o var. Şefkat Yerimdar dizisinin çekim arasında yakaladık onu. Taze baba, seyahatsever ve gelecekten umutlu bir Murat Akkoyunlu var karşımızda; elinde bavulu ve şahane gülümsemesiyle.

Nasıl başladı komedi oyunculuğu?
İlk oynadığım oyun komedi oyunuydu, televizyona yaptığım ilk iş de komediydi; sonrasında gelen tüm işler komedi oldu. Açıkçası artık dram oynamak farklı karakterleri canlandırmak istiyorum.

‘Çakallarla Dans’ta Hikmet karakteri çok beğenildi. Sizin nasıl aranız karakterle?
Hikmet karakterini oynamayı ben de çok sevdim. Naif, saf denecek kadar iyi niyetli…

Çok sıkıldığınızda, bunaldığınızda, endişeli, umutsuz olduğunuzda, ne yaparak rahatlamayı seçersiniz?
Müzik dinlerim. Endişeli ve kaygılı olduğum zamanlarda uyumayı tercih ederim. Umutsuz olduğumda kendi kendime terapi yapıp umutsuzlukların sonunda ‘her zaman bir umut vardır’ telkiniyle kendimi rahatlatmaya çalışırım.

Gece çok uykunuz varken hangi filme denk gelseniz sizi uyanık tutar?
Genelde geceleri çok uyuyamadığım için güzel bir filme denk gelsem de izlesem diye düşünürüm, izlemekten zevk aldığım bir film olsun da hangisi olursa… Mesela ‘Hayat Güzeldir’ filmini defalarca izledim, sayısını bilmiyorum bile. Yine denk gelsem yine izlerim.

Stres anlarında rahatlamak için yaptığınız ritüeller neler?
İki yaşında bir kızım var, onunla olduğum her an stres bana pek uğramıyor. Bir başka rahatlama yolum da seyahat etmek.

Şov her şeye rağmen devam etmeli mi sizce?
Hayır, etmemeli.

Motivasyonunuz nedir?
Ailem.

Şimdi sizi istediğiniz bir filmin içine ışınlayalım. Hangi film olsun bu?
Hababam Sınıfı’nın ilk üç filmi.

TEK KELİMEYLE

Aşk… GEÇİCİ

Kahve… SOHBET

Sonbahar… HÜZÜN

Mizah… ZOR

 6-3DEMET GÜL

“Sinemada güzel bir film izlemek bana iyi geliyor’’

Ulan İstanbul’da Maşuka karakteriyle pek bir sevdik onu. Aşk Laftan Anlamaz’ın Tuval’i Demet Gül’ün motivasyonunu yükseltmek için adresi; güzel bir film ve tatlı popcorn eşliğinde sinema salonu. Keyifli seyirler!

Neler yapıyorsunuz bu günlerde?
‘Aşk Laftan Anlamaz’ büyük bir keyifle devam ediyor. Ayrıca bu ayın sonunda ‘Müthiş Bir Film’ vizyona giriyor. Onun heyecanı da üzerimde. Ve elbette güneşin son demlerinin tadını çıkarıyorum.

Nasıl başladı komedi oyunculuğu?
Komedi oyunculuğu demeyelim de oyunculuk diyelim. Almanya’da konservatuvar okudum, arkasından hem orada hem de Türkiye’de projeler başladı. Yaptığım projelerde hem komedi hem dram var. Türkiye’de ağırlıkla komedi rolleri denk geldi sadece.

Sonbaharla aranız nasıl?
Her mevsimi severim. Her mevsimin bir güzelliği var. Ama yaz mevsimi benim favorim.

Çok sıkıldığınızda, bunaldığınızda, endişeli, umutsuz olduğunuz zamanlarda ne yaparak rahatlamayı seçersiniz? Kendinizi nasıl güldürürsünüz?
Charlie Chaplin beni çok güldürüyor. Stresten arınmak için müziğin sesini sonuna kadar açıp dans ederim. Annemle konuşurum. Olmadı mı? O zaman spora kaçarım. Baktım yine olmuyor o zaman sanata sığınırım, sinemaya giderim ve tatlı popcorn yerim. Spor yapmak da motivasyonumu yükseltiyor. Ve bir de arkadaşlarımla bol kahkahalı bir pijama partisine stresli zamanlarımda asla hayır diyemem.

Aşk her şeyi affeder mi?
Hayır.

Şov her şeye rağmen devam etmeli mi?
Evet, ‘The show must go on’ kesinlikle.

Motivasyonunuz nedir?
Hayatı güzel anlarla doldurmak.

Şimdi sizi istediğiniz bir filmin içine ışınlayalım. Hangi film olsun bu?
Oldboy, The Fall, Alien veya The Godfather güzel olurdu.

TEK KELİMEYLE

Aşk… SIZ OLMAZ!

Kahve… SİZ OLMAZ!

Sonbahar… SIZ OLMAZ!

Mizah… SIZ KESİNLİKLE OLMAZ!

6-4

ÖNDER AÇIKBAŞ

“En çok babama ve Göksel abime gülerim”

Önder Harikalar Diyarında, Destere, Mazlum Kuzey, Leyla ile Mecnun ve daha birçok projeyle neşemize neşe katan Önder Açıkbaş tam bir sonbahar aşığı. Hüzünlerden uzaklaşmak istediğindeyse ona en iyi gelen kişi beraber poz verdiği Göksel abisi…

Bu sonbahar projeleriniz neler?
Ben kendi filmlerini yazan, kendi hikayelerini oluşturan bir adam olmam sebebiyle dizi yapımcılarının artık ‘çok para ister’ gibi bir tutumuna maruz kalıyorum. O yüzden biraz sıkıntılı bir süreçteyim. Ama yazdığım birkaç şey var, onlar hayata geçecek. Şu anda görüşmelerim devam ediyor.

Nasıl bir ruh hali içindesiniz peki şu sıralar?
Ülkenin bulunduğu durum nedeniyle kederimden parçalanıyorum. Herkes bu ülkeden bir şekilde nemalanmak isteyecek. O yüzden ülkenin bu şekilde iyi kenetlenmiş olması muazzam.

Komedi oyuncusu olmanın sizin ruhunuza en iyi gelen yanı ne?
Komedi oynamak, hüzünlü adamların yapacağı bir iş bence. Komedi, mizah, ‘kaçmak’ anlamına geliyor benim için aslında. Mesela beni biri terk etsin, kederimden ölüyor olayım sonra kanala gidip çekime başladığım an unuturum.

Peki komedi oynamanın en zor tarafı ne sizce?
Belli bir zamanlamayı yakalaman gerekiyor. Yani öyle bir şeydir ki mizah, bir salise geç yaparsan şakayı, güldüremezsin. Bir salise erken yaparsan da öyle. Bunun bir tekniği var mı bilmiyorum. Bu tamamen güdüsel. Yani bunu öğrenmedim.

Çok sıkıldığınızda, bunaldığınızda, endişeli, umutsuz olduğunuzda, kaygılandığınız zamanlarda ne yaparsınız?
Aslında ben o anı yaşarım. Genelde zaten hüzünlü bir yapım vardır. Ama günün genelini gülerek mi yaşarsın diye sorarsan, evet gülerek yaşarım.

Sizi en çok kim güldürüyor?
Babam. Harika bir adamdır. Hayatımda hiç kalbimi kırmamıştır. Bana fırça çekerken bile annemin ricası üzerine çekerdi. Benim meslek hayatımda da çok önemli etkisi vardır. BKM’de senelerce Hacı Recep’i anlattım ben. Babamın hikayelerini çok insan bilir. Ondan çok beslendim. Ve Göksel abime de çok gülerim. Çocukluğumuzda yatakta saatlerce oyun oynadığım, benim için gözünü kırpmadan her şeyin önüne atılabilecek tek adamdır.

Sonbahar bir kadın olsaydı nasıl bir kadın olurdu sizce?
Sonbahar beraber olacağım kadın olurdu. İyiyken iyi, fakat fırtınası sert olan bir kadın.

Peki, onu nasıl tavlardınız?
Sonbaharı güneş açarak tavlayamazsın. Sana müsaade ettiği kadar girebilirsin hayatına.

Aşk her şeyi affeder mi?
Affetmez. Şimdi ben aldatsam kim affeder. Bir erkek olarak kendime de öğütlüyorum, başkasının koynuna girme diye.

TEK KELİMEYLE

Aşk… DENGESİZLİK

Kahve… SABAH

Sonbahar… SEVDİĞİM KIZ

Mizah… EKMEK PARAM

6-5

SİNAN ÇALIŞKANOĞLU

“Gülmeye ihtiyacın varsa, Pembe Panter serisini izle”

Peter Sellers hayranı, eğlenmeyi bilen, tutkulu ve kesinlikle çok komik! Şanslı Masa ile hafızalarımıza kazınan Sinan Çalışkanoğlu hüzünlü zamanlarında Pembe Panter ile gülümsüyor.

Neler yapıyorsunuz bugünlerde?
Geçen zor ve yorucu bir sezondan sonra ruhsal ve bedensel anlamda kendimi yenilemeye çalışıyorum. Spora gidiyorum, sezonda izleyemediğim filmleri izliyorum. Kısacası sakin, huzurlu ve stresten uzak bir şekilde yaşamaya çalışıyorum.

Çok sıkıldığınızda, bunaldığınızda, endişeli, umutsuz olduğunuzda, kaygılandığınız zamanlarda ne yaparsınız?
O sırada başıma gelmiş olan sıkıntı verici durumla eğlenmeye çalışırım. Tabii ki zor bir şey bu. Ben şuna inanıyorum; biz ne kadar mücadele edersek edelim başımıza gelen o sıkıntılı durum ortadan kalkmayacaktır. Bakış açımızı değiştirebilirsek eğer ve kendimizle dalga geçebilirsek, her yaşanan olayda mizahi bir taraf görebiliriz. Sıkıntıdan kendimle eğlenerek ve dalga geçerek kurtulmaya çalışırım.

Kendinizi nasıl güldürürsünüz?
Kendimi güldürmek için ekstra bir çaba göstermem açıkçası. Hayat beni güldürecek şeyleri fazlasıyla karşıma çıkarıyor. Yeter ki kişi görmeyi bilsin.

Kendinizi ruhen nasıl beslemeyi seviyorsunuz?
Stresten ve sıkıntıdan uzak durarak. Olmak istediğim yerlerde olup, olmak istemediğim yerlerde olmayarak ve istediğim şeyleri yaparak.

Oynadığınız roller içinde oynamayı özlediğiniz bir karakter var mı?
Öğrencilik yıllarımda oynadığım Gyula Hay’ın ‘At’ isimli tiyatro oyunundaki Caligula rolünü şu anki aklımla tekrar oynamak isterdim. Caligula, Roma’nın en büyük imparatorlarından biri ve aynı zamanda kendini Tanrı zannediyor, deli ve çok uç bir karakter.

Dünyada istediğiniz bir şeyi değiştirme şansınız olsaydı, bu ne olurdu?
Dünyadaki ruhsal açlığı, vicdanla değiştirmek isterdim.

Size gülmeye ihtiyacım var desem, bana hangi filmi izlememi önerirdiniz?
Peter Sellers’ın bütün filmleri ama özellikle Party ya da Pembe Panter serisi.

Sinan Çalışkanoğlu’nun bir pazar günü nasıl geçer?
Pazar gününü sakin ve huzurlu geçirmeye çalışırım. Eğer çalışmıyorsam, çok kahve içtiğim, gazete okuduğum, film seyrettiğim ve yalnız kalmaya özen gösterdiğim bir gündür pazar günü.

TEK KELİMEYLE

Aşk… ANLAM

Kahve… İHTİYAÇ

Sonbahar… İSTANBUL

Mizah… HAYAT