Esra Ronabar: ‘Hayatta en önemli şey yaşamak’

30 Aralık 2017  //  Magazin  //  Yorum Yok   //   350 Kez Görüntülendi

‘Cennet’in Gözyaşları’ dizisinde Arzu karakterini canlandıran Esra Ronabar, “Geçirdiğim kazadan sonra, dört yıl zorlu geçti. Bir kere daha anladım ki, en önemli şey yaşamak ve hayatı anlamlı kılmak için çabalamak” dedi

Esra Ronabar, ‘Cennet’in Gözyaşları’ dizisiyle ekranda, ‘Batı’ oyunuyla ise tiyatroda seyirci karşısına çıkıyor. 2013 yılında trafik kazası geçiren oyuncu, ailesi ve mesleğine dönme arzusu sayesinde iyileştiğini söyledi. Ronabar’la yeni projesini ve yaşadığı zorlu süreci konuştuk.

– Arzu karakterinde ve bu projede sizi çeken ne oldu?
Bir karakteri benim için oyuncu olarak da, seyirci olarak da çekici kılan, hatası, kusuru ve zaaflarıdır.
Arzu Soyer’i oynamak istememin temel nedeni, hikayenin ana sırrı aslında: Onu hataya sürükleyen, başına gelen insanlık suçuna verdiği tepki. Kendi kaderine isyan etmek, yanında mutlaka hatayı beraberinde getirir. Bu yüzden çok güçlü ve inançlı olmak lazım. Anasız babasız büyüyen bir kız çocuğunun bir ‘insanlık suçuna’ maruz kalmasıyla beraber, bebeğini terk ederek içindeki boşluğu güçle, başarıyla doldurabileceğini zannetmesi ve kaderle ancak böyle savaşabileceğine inanması çok cazip geldi.
– İçindeki boşluktan mı kaynaklanıyor yaptıkları?
Zaten hep böyle öğretilmiyor mu? Başarı, güç ve para içimizdeki boşlukları doldurur sanıyoruz. İnsanlık bugüne yarattığı sözde medeniyete, hayvanları, bitkileri yok ederek yakıp yıkarak geldi. Sözde teknoloji mutluluk getirecekti, hayatımızı esir aldı. İçimizdeki boşluklar yakıp yıkarak dolmuyor işte. Arzu da öğrenecek bunu. O öğrenirken eminim bu yolculukta bana da bir sürü şey öğretecek.

– Arzu çok hırslı bir kadın ve istediğini elde etmek için her şeyi yapıyor. Siz de onun gibi hırslı mısınızdır?
Karakterimizi belirleyen başımıza gelen olaylara verdiğimiz tepkileri yöneten ‘önceliklerimiz’ bence. Sizin çok hırslı olduğunuz bir durumda, ben hiç öyle olmayabilirim. Genellemeler duygular için çok doğru değil. Ayrıca mesleği oyunculuk olan biri, ‘varlığın’ tüm duygularını, kendini laboratuvar yapıp incelediği için bu tip “Oynadığınız karakter gibi misiniz?” sorularını cevaplamayı doğru bulmuyorum. Yaşamla savaşı hiç bitmeyen insanoğlu gibi Arzu Soyer, hep savaşıyor ve kendini kendine düşman bellemiş.

– Zor bir rol, hazırlık süreci nasıl geçti? 
Evet, canlandırdığım Arzu Soyer – Cavidan Yılmaz ikilemi zor. Bir kere kendini yakan yıkan ve küllerinden yeniden doğan çok güçlü, savaşçı ve isyankâr bir karakter. Doğurduğu bebeği emzirmeden terk edecek kadar kendinden ve başına gelenden nefret etmiş, kendini bitirmiş biri. Cennetini yarattığını sanırken, cehenneme yuvarlandığının farkında değil çünkü iç sesini Cavidan’ı susturup, bastırarak Arzu’yu yaratmış. Oldukça çok çalıştım.

– Geçirdiğiniz kazadan sonra setlere döndünüz. Çekimlerin ilk günlerinde neler yaşadınız?
O kaza hiç yaşanmamış, sanki dün setteymişim gibi hissettim. Bence bu kadar rahat ve keyifli hissetmemin sebebi, öncelikle tiyatroyla sahneye dönmüş olmam. Zor sınavı atlatınca sette rahat ve mutluydum.

– Kazadan sonra hayata bakış açınız değişti mi?
Dört ameliyat ve binlerce saat süren fizik tedavi seanslarında bir kere daha anladım ki, en değerli ve önemli şey yaşamak ve hayatı anlamlı kılmak için çabalamak. Ben anne ve babamdan, eşimden, oğlumdan, dostlarımdan aldığım sevgi ve mesleğime dönme arzum sayesinde iyileştim. Önceliklerimin ne olduğunu net biçimde anladım, kafam daha sarih artık.

‘İyi ki Barış’la birbirimizi bulmuşuz’

– Bir röportajınızda “Bu kazayla birlikte Barış’la olan evliliğimiz de büyük bir sınavdan geçti. 10 üzerinden 10 almadık belki ama kalmadık da” demişsiniz. Barış Falay her zaman destekçiniz mi? 
Barış, her zaman her koşulda yanımda. Bunu bana hissettirmese, elbette bu şekilde atlatamazdım. Eşim, yoldaşım, dostum, çok şeyim benim.

– İkinci çocuk düşünüyor musunuz?
Çok isterdim ama son dört yıl, dört ameliyat zorlu geçti. Şimdi mesleğimi özledim. Hem tiyatro hem dizi bana çok iyi geldi. Ayrıca bir tane daha Mavi Rüzgar güzel ama zor olabilir.

– İki oyuncunun evliliğinin avantajları ya da dezavantajları neler?  
Hep avantajını yaşadım, zaten sürekli senaryo ya da tekst konuşur ve tartışırız. İyi ki bu evrende birbirimizi     bulmuşuz.