Kaçak damat yakalandı!

07 Aralık 2016  //  Aşk İlişkiler, Evlilik  //  Yorum Yok   //   724 Kez Görüntülendi

Uzun bir ilişkiden çıkan erkekler neden hemen evleniyor?

Ey uzun süreli ilişkiden çıktıktan çok kısa bir süre sonra evlenen adam! Nasıl oluyor da yıllarca evlilik sözü etmezken bir anda kafesteki kuş oluveriyorsun?

Magazin gündeminde son günlerin en çok konuşulan olaylarından biri de hiç şüphesiz oyuncu Özge Özpirinçci ile uzun süre birlikte olduktan sonra ayrılan Engin Altan Düzyatan’ın ani evliliği oldu. Aslında bu konuda ahkam kesenlere ‘Ah yazık vah yazık’ diyenlere ben de karşıyım. İlişkiler yaşanır ve biter. Bu ilişki de yaşanmış ve bitmiş. Buradaki asıl soru ise böyle yoğun bir ilişkiden çıkan bir adam nasıl oluyor da hemen evlenmeye karar verebiliyor? Bunu hiçbir zaman anlayamayanlardan ve çevremde böyle birçok olaya tanık olmuş biri olarak şu soruları sormadan edemiyorum; “Acaba uzun süreli ilişki yaşamak sandığımızın aksine çok da iyi bir şey değil mi? Yani evlenmeden bir insanı çok iyi tanımak tüm heyecanı öldürüyor mu? Evliliğe keşfedilecek şeylerin kalması mı gerekiyor?” Uzman Psikolog Çift ve Aile Terapisti Şirin H. Atçeken, “Bir ilişkinin uzun sürmesinin o ilişkinin evliliğe gitmesini olumsuz yönde etkileyeceğini düşünmüyorum çünkü evlilik seçimini etkileyen birçok faktör var” diyerek ilk tezimi çürütüveriyor ve ekliyor; “Mesela; eğer çift birlikte olmaya çok genç bir yaşta başlamışsa evlilik için uygun şartların oluşması iki tarafın okulunu bitirmesi, iş hayatına atılması, iş hayatında hedeflerinin bir kısmına ulaşması, birlikte bir hayatı finanse edecek gelire sahip olması gibi beklentiler uzun zaman alabiliyor. Veya çiftler daha önceden evlenmiş, boşanmış veya çocuklu olabiliyor. Bu durumda yeniden evlenmeyi tercih etmeyebiliyorlar fakat hayatlarının sonuna kadar mutlu bir şekilde bir arada yaşayabiliyorlar. Uzun süredir birlikte olan bir çift, nadiren de olsa evlenmeden ilişkilerine devam etme kararı alabiliyor ki genelde bu gibi durumlarda çocuk sahibi olma konusu gündeme gelince evlenmeye karar verebiliyorlar. İleriye yönelik evlilik planları yapılmayan uzun süreli bir ilişkide genelde çiftlerden biri evlenmek istemiyordur. Ya evlilikten ve bağlanmaktan korkuyordur ya partneri ile bir ömür geçirebileceğinden emin değildir, onu yeteri kadar sevmiyor da olabilir ya da aralarındaki ciddi çatışmalar ve uyuşmazlıklar kişiyi evlenmekten kaçınmaya itiyordur.”

Yas tutma süreci atlanıyor!
Uzun yıllar birini sevdikten hatta belki de aynı evi paylaştıktan sonra bir anda onu bırakıp başka insana koşar adımlarla ilerlemek daha önceki ilişkide yaşanan mutsuzluktan kaynaklanıyor da olabiliyor. Bu şekilde evlenme kararı alan kişilerin bir kısmı “Çok uzun süre birlikte olduk da ne oldu, ayrılıkla sonuçlandı. Karşımdakini çok uzun tanımama gerek yokmuş” diye düşünerek böyle bir karar verebiliyor. Bir kısmında da uzun süren önceki ilişkide heyecan, arzu ya da aşk tükenmiş oluyor. Bazen de çatışma, gözyaşları veya derin bir duygusal uzaklık ve azalmış bir cinsel hayat sonrası ayrılık söz konusu olabiliyor. Uzman Psikolog Şirin H. Atçeken, “Bu duruma mutsuz bir ilişkiden çıkmış olma psikolojisi de diyebiliriz. Bu kişilerde aşık olma ihtiyacının daha fazla ön plana çıktığını düşünüyorum. Ayrılık sonrası ilk aşık oldukları, çok yoğun duygular hissettikleri ve ayaklarını yerden kesen kişi ile hayatlarını geçirme isteği çok yoğun oluyor. Fakat tabii bu ani karar çeşitli riskler de içeriyor; aşkın gözü kör olduğu için bazı olası uyumsuzlukların, ileride sorun çıkarabilecek noktaların ve çatışmaların göz ardı edilmesi, önceki biten ilişkinin yasının yeterince tutulmamış olması ve oradaki bitirilmemiş işlerin yeni ilişkiye aktarılarak aynı senaryoların yeniden yaşanması söz konusu olabiliyor. Eğer kişi bitmiş uzun süreli ilişkisinden edindiği deneyimle alması gereken dersleri almışsa, ayrılmayı kendi istese dahi uzun süre hayatında olmuş ve çok şeyini paylaşmış kişinin kaybının ve ilişkinin bitişinin yasını bastırmadan tutabilmişse, ilişkinin bitme noktasına gelmesine neden olan faktörler içerisinde kendi payının sorumluluğunu almış, bunları fark etmiş ve değiştirmek için çaba sarf ediyorsa o zaman yeni ilişkinin çok daha sağlıklı olmasını sağlayabilir” diyor.

İlişkiyi ne kadar uzatmalı?
Uzun süreli ilişki yaşamak güzel ama bazen yaş bazen çevre baskısı bazen de çocuk sahibi olma arzusu ilişkinin evliliğe doğru gitmesi gerektiğini gösteriyor. Fakat ilişkide evlenmek için doğru zaman şudur diye net bir zaman vermek de mümkün değil. Şirin H. Atçeken, bu durumun ailelerin kültürüyle de ilgili olduğunu söylüyor. Kimi çiftler daha karşılarındakini tanımadan ilişkiye ‘ciddi’ niyetlerle yani evlenme niyeti ile başlayıp bu doğrultuda daha hızlı karar alırken, kimi çiftler önce birbirlerini tanıyıp, yaşamın onlara getirdiği evliliğe dair uygun şartlar oluştuğunda ve karşı tarafla hayatlarını geçirebileceklerine karar verdiklerinde evlenme kararı alıyor.

Heyecan sönerse…
Uzun süreli her ilişkide heyecanın azalması kaçınılmaz son. Aynı evde yaşandığında ise geçirilen zaman ve paylaşımın daha fazla olması nedeniyle süreç daha da hızlanıyor. Hatta bazı çiftler birbirleriyle o kadar yüz göz oluyor, birbirlerinin en özel ve gizli kalması gereken anlarına şahit oluyor ki, işin gizemli ve çekici hiçbir tarafı kalmıyor. İlişkide heyecan bilinmezlikle, ilişkinin ve yoğun duyguların yeni olması veya ilişkide herhangi bir engelin bulunması (aradaki fiziksel mesafe, anlaşmazlıklar, güvensizlik, ailelerin istememesi) sayesinde artıyor. İlişki yıllandıkça bilinmezlik azalıyor çünkü partnerimizi daha iyi tanımaya, nasıl biri olduğunu ve kendimizden yansıttıklarımızın yerine onun asıl sahip olduklarını görmeye başlıyoruz. Bazen bu çok büyük hayal kırıklığı yaratabiliyor. Ayrıca eğer çiftler ilişkilerini, iç dünyalarını ve ilişkideki keşfetme ve macera dürtülerini besleyecek şeyler de yapmazlarsa ilişki iyice monotonlaşmaya ve sıkıcı bir hale gelmeye başlıyor. Tabii bir de karşı tarafa yüzde yüz güvenme illüzyonu var. Bu da çok tehlikeli bir durum çünkü o zaman keşfedecek ve kaybedecek hiçbir şey kalmıyor. Birlikte olduğumuz kişiye güvenmemiz gerekiyor ama tamamen gözler kapalı da değil. Çünkü bu bir ilişkideki en tehlikeli noktalardan biri olarak görülüyor.

Evlilik işaretleri
Eğer ilişkide çiftler;
•    Birbirleriyle olmaktan mutluysa
•    Partnerleriyle bir gelecek ve aile içinde olmayı hayal edebiliyor ve bunu konuşuyorlarsa
•    Aralarında sağlıklı bir iletişim varsa
•    Aileler ve yakın sosyal çevre ile tanışılmışsa
•    Birlikte uzun vade planları yapılıyorsa
•    Evlilik yolunda oldukları söylenebilir. Bunlar yoksa evlilik yolunda ilerlemiyor olma olasılığı yüksek.

Evliliğe giden yol nereden geçiyor?
‘Uzun süreli ilişkiyi nasıl evliliğe götürebiliriz?’ birçok kadının aklındaki sorulardan biri. Peki, ilişkiyi çıkmaza sokmadan evliliğe götürmek için neler yapılabilir? Şirin H. Atçeken, “Bir ilişkinin evliliğe doğru ilerlemesi iki tarafın da sorumluluğu ve kararıyla oluyor. İki taraf da bunu kalpten istemiyorsa gelecekte ciddi problemler yaşanabiliyor” diyor. Sevgi ve saygı dolu bir ilişkinin evlilik yoluna girmesi içinse şunları öneriyor:
•    Çiftler bunu aralarında konuşabilir, açıkça konuşup bir yol haritası çıkarabilir. Şu anda ilişkilerinde neredeler, evlenmek için neye ihtiyaçları var (kariyer, maddi, manevi, eğitimin tamamlanması), ne zaman ilk adımı atacaklar, aileler ne zaman tanışacak, süreç nasıl
ilerleyecek (söz, nişan, düğün)? Bazen de bu açık açık olmuyor ama çeşitli imalarla çift o yolda oldukları alt mesajını birbirine veriyor. Mesela aile fertleriyle birbirlerini tanıştırıyor, birlikte gelecek planları yapıyorlar.
•    Çiftin birlikte de bir hayat vizyonu oluşturmaları önemli. İleride birlikte nerede ve ne yapıyor olmak istiyorlar? Bu vizyonda birbirlerini yan yana görebiliyorlarsa, zaten bu ilişki evlilik yoluna giriyor.
•    Çiftin bir türlü çözemediği problemleri varsa mutlaka bununla ilgili bir uzmandan destek almaları gerekiyor. Sadece evli veya evlenme adayı çiftler değil, artık birbirini seven herkes çift danışmanlığı alarak problemleri büyümeden çözüm yolunu arıyor.

Erkekler neden evlilikten kaçıyor? 
Günümüzde yaşanan en önemli sorunlardan biri de evlilik düşüncesinin kadından çok erkeği korkutması. Erkekler evlenmek yerine eğer imkanları varsa birlikte yaşamayı tercih ediyorlar. Peki neden?

Bunun çeşitli sebepleri olabiliyor;
•    Kendisini bir aile kuracak olgunlukta ve en önemlisi maddi imkanlara sahip olarak görmeyebiliyor. Her ne kadar ‘yuvayı dişi kuş yapar’ dense de, ataerkil toplumlarda erkeğin aile reisi olması ve ailesini maddi anlamda desteklemesi bekleniyor. Bu şartları sağlayamamış, işini oturtamamış ve kendince yeteri kadar kazanmayan erkek, evlilikten kaçıyor.
•    Evlilik sorumluluk işi. Hem kendinin hem eşinin hem yeni kurulan ailenin hem de gelecekteki olası çocukların sorumluluğunun alınması gerekiyor.
•    Geçmiş travmalar nedeniyle (anne-baba boşanması, ayrılıklar, aldatmalar, kayıplar) evlenmek veya birine bağlanmak korkutuyor olabilir. Veya evlilikle ilgili inancı ve ona verdiği anlamlar negatif olabiliyor.
•    Partnerini yeteri kadar sevmiyor olabiliyor.
•    Bazı erkekler ise tek eşli olmak istemiyor.

Uzun ilişkinin faydaları
•    Çiftler birbirini iyi tanıyor ve uzun zamandır birlikte olarak birbirlerini oldukları gibi kabul ediyorlar.
•    Birbirleri ile olmaya ve huylarına alışmış oluyorlar. Böylece evlendiklerinde aynı evi paylaştıklarında karşılaşılan sorunları çok fazla yaşamıyorlar.
•    Çiftin arasında bir bağ oluştuğu için geçen yıllar içerisinde kolay kopmuyorlar. Bu da hayatı birlikte geçirmek için çok önemli.
•    Uzun süreli birlikteliklerde çiftlerin bir kısmı birbirlerinin ailelerini de tanıyor. Böylece evliliklerde bazen çiftleri zorlayan ailelere alışma ve uyum sağlama süreci de yaşanmıyor.
•    Uzun zamandır birlikte olan çiftler birbirlerinin dillerini de daha iyi biliyor, çatışmalarda hassas noktalarını, nasıl onaracaklarını ve birbirlerini nasıl daha iyi alttan alabileceklerini kısa süreli ilişkilere göre daha iyi öğrenmiş oluyor.