İntikamınız soğuk mu olsun, bol acılı mı?

07 Aralık 2016  //  Aşk İlişkiler, Ayrılık  //  Yorum Yok   //   587 Kez Görüntülendi
Aldatılma ya da terk edilme karşısında insanın ilk tepkisi intikam almak olabiliyor. Üzülmek ve öfke duymak son derece insani bir duygu ancak ‘intikam soğuk yenen bir yemektir’ diyerek inceden inceye hesaplar yapmak ya da kendinize acı çektirmek doğru değil…

İntikam soğuk yenen bir yemektir
Biz de bu duygunun peşine düştük. Okurlarımıza ‘Aldatılır ya da terk edilirseniz, eski sevgilinizden intikam almak için neler yaparsınız?’ diye sorduk. Sonra da intikam duygusunun, psikolojimizi nasıl etkilediğini, kadın ve erkekte değişkenlik gösterip göstermediğini öğrenmek için Uzman Klinik Psikolog Kamil Ertekin’e danıştık. İşte intikam duygumuzun psikolojimizde yarattığı değişimler ve okurlarımızın intikam alma yöntemleri…

İntikam temalı Türk filmi klişeleriyle büyümüş bir nesiliz biz. Köylü ve çirkin kız, zengin erkek tarafından hor görülüp, aşağılanınca ya da beğenilmeyince hemen bir dönüşüm yaşar, bir anda gayet cool ve çok güzel bir kadına dönüşüp, sevdiği erkeği önce kıskandırır sonra kendine aşık eder! Ve mutlu son…

Filmlere, kitaplara, şarkılara konu olan ve hayatın her daim içinde olmaya devam eden ‘intikam’ duygusu; zaman zaman hepimizi etkisi altına almış, hele de konu aldatma ya da terk edilme olduysa, biraz dozu kaçırmamıza bile sebep olmuş olabilir. Kadınların genellikle naif ve çocuksu bir yaklaşımla, bir ders verme ve kendini rahatlatma yöntemi olarak gördüğü intikam taktikleri, erkeklerde biraz daha sert yaklaşımlar ve fiziksel şiddetle ortaya çıkabiliyor ne yazık ki… Yani erkeklerin intikamları çok daha acı olabiliyor!

İLK ŞOK VE TRAVMA!
İyi giden veya iyi gidiyormuş gibi görünen bir ilişkide karşı tarafın ilişkiyi sonlandırması, insanda haliyle şok etkisi yaratabiliyor. Hayat düz bir çizgide ilerlerken, birden o çizgi kırılmış ya da duvara toslamış gibi hissedebiliyor insan. Uzman Klinik Psikolog Kamil Ertekin, “Biz bu durumu psikolojide ‘travma’ olarak tanımlıyoruz” diyor. Bu travmatik durumda, yaşanan ilk duygunun üzüntü duygusu olduğunu belirtiyor. Bu süreçte bazı kişiler çok yoğun üzüntü yaşıyor, arkadaşları ile görüşmek istemiyor, iş yaşamına karşı istekleri azalıyor, genelde yalnız kalmayı tercih ediyor; sürekli olarak partnerlerinin kendisine nasıl bu şekilde davrandığını anlamlandırmaya çalışıyor. Ertekin, “Bazı bireyler üzüntü duygusunun yanında, öfke duygusunu da yoğun olarak yaşar. Bu öfke duygusu bazen kendilerine karşı da olabilir. Kendini aşağılayan ve değersizleştiren bir tutum içine girerler. Bu aşağılayıcı tavır kendisine fiziksel şiddet uygulamaya kadar bile gidebilir. Bazen de öfke duygusu, kendilerini bu duruma düşüren eski sevgiliye ve varsa eski sevgilinin yeni sevgilisine karşı saldırganlığa dönüşür. Bu saldırgan tavır bazen fiziksel şiddete, bazen eski sevgilinin eşyalarına zarar vermeye kadar gider” diye ekliyor.

KENDİNİ SUÇLAMA VE GEÇMİŞE TAKILIP KALMA
Sevgilisinin ilişkiyi bitirmesi veya başka bir kişiyle olması sonucunda kişi; ‘değersizim, yetersizim, bende bir gariplik var, suçluyum, iyi bir sevgili olamadım, bundan sonra kimseye güvenemem, sevilmeyi hak etmiyorum’ diye düşünmeye başlıyor. Bu inançlara boğulan birey gittikçe ilişkilerden uzaklaşıyor veya yeni ilişkilere başlasa da şüpheci tavırlar sergileyebiliyor. Birlikte olduğu kişiye karşı güven duymayarak hep onu sorguluyor. Bu sorgulayıcı tavır, yeni başladığı ilişkiye kendisini vermesini de engelliyor. Başka bir deyişle geçmişin gölgesinde yaşamaya başlıyor.

SEN BENİM OYUNCAKLARIMI KIRDIN, BEN DE SENİNKİNİ KIRARIM!
İntikam alma isteği aslında öfke duygusu ile ilişkili. Daha doğrusu öfke duygusunun saldırganlığa dönüşmüş hali. ‘Beni bu duruma düşürdü, değer vermedi, önemsemedi bir de başka birisiyle oldu’ şeklinde düşünmek, bireyin yok sayıldığını düşünmesine neden oluyor. Yok sayılmak, önemsenmemek bireyi olgun olmayan bir tepkisellik içine çekiyor. Adeta küçük bir çocuk gibi, kendini yok sayan kişiye gününü göstermek istiyor. ‘Sen benim oyuncağımı kırdın, ben de senin oyuncağını kıracağım’ der gibi eski sevgilisinin kalbini kırmak istiyor. Arabasını çiziyor, mail adresini bloke ediyor, hakkında karalama kampanyası yürütüyor, yeni sevgili edinip karşısına çıkıyor, fiziksel şiddet uyguluyor. “Bu tepkilerin hepsi çocukluğa dair olgunlaşmamış tepkilerdir aslında” diyor. Psikolog Kamil Ertekin ve bu tepkilerin kişide geçici rahatlık sağladığını ama bireyin kendisine dair oluşturduğu olumsuz inançları azaltmayıp, çoğu zaman daha da artırdığını söylüyor.

KONTROL BENDE MESAJI
İntikam alan bir kişi eski sevgilisine; ‘Sen beni bu duruma düşürdün ama ben de sana bunları yaptım, bu kadar ezik değilim, beni yok sayamazsın, istersem seni böyle rezil ederim’ mesajı veriyor. Bu mesajı veriyor olmak, kişiye aldatılma veya terk edilme ile kaybettiği kontrolü tekrar ele almış gibi hissettiriyor. Bu his o an için paha biçilmez bir keyif veriyor, hele bir de eski sevgili çok üzülmüş veya çok öfkelenmişse problem çözüldü, hınç alındı sanılıyor. Ancak aslında bu geçici bir rahatlık sağlıyor, kalıcı değil!

ÜZÜLMEK GAYET NORMAL AMA…
Uzman Klinik Psikolog Kamil Ertekin, “Böyle bir durumla karşılaşıp da üzüntü veya öfke duygusu yaşamamak mümkün değil. Üzüntü ve öfke duygusu, tıpkı sevinç ve mutluluk gibi yaşamamız gereken en temel duygulardan. Önemli olan bunu nasıl yaşadığımız. Bu duyguları saldırganlığa dönüştürmeyi veya dönüştürmemeyi tercih etmek bizim elimizde” diyor. İntikam, başka bir ifadeyle saldırganlık geçici bir rahatlık sağlıyor. Kendimize olan güvenimizi güçlendirmiyor ya da değersiz olduğumuz düşüncesini aşmamızı sağlamıyor. Ertekin’e göre, bu durumla karşılaşan bireyin öncelikle üzüntü duygusunu yaşaması gerek. Bu yas süreci gibi bir şey. Sevdiği, inandığı kişi onu bırakmış, başka birini tercih etmiş ya da başka biri olmasa da onsuz olmayı tercih etmiş. Kişinin bunun kendisinde yarattığı varoluşsal yalnızlıkla yüzleşmesi gerekiyor.

ALDATMA MI, SADAKATSİZLİK Mİ?
İlişkiye üçüncü bir kişinin girmesi aldatma olarak tanımlanıyor. Ancak Psikolog Kamil Ertekin ‘aldatma’nın tehlikeli bir tanım olduğunu, çünkü bu tanımın kişinin yaşadığı üzüntü ve öfkeyi daha da yoğun yaşamasına neden olduğunu söylüyor. Ertekin, “Aldatıldım diyen bir kişi; ‘ben fark edemedim, göremedim, aptalım, nasıl göremem’ diye kendini suçlamaya başlıyor. Bu nedenle aldatmak yerine sadakatsizliğe uğramak kelimesini kullanmak daha doğru. Çünkü aslında evli olsun ya da olmasın, birlikte olan kişiler birbirlerine sadakat yemininde bulunur. Birbirlerine ‘seninle beraber olduğum sürece başkasıyla beraber olmayacağım’ mesajı verirler. Bu bir güvencedir. İlişkiye üçüncü kişiyi sokan taraf sadakat yeminini bozmuş olur. Bu, yemini bozan kişinin yetersizliği ile ilgili bir şeydir. Sadık kalanın değil! Sadakatsizliğe uğrayan kişi öncelikle bu şekilde düşünmeli” diyor.

PEKİ, NE YAPACAĞIZ?
Böyle bir durum yaşadığınızda yapmanız gereken en önemli şeylerden biri travmayla beraber oluşan olumsuz inançlarınızı sorgulamak. Kendinize, “Partnerimin bana bunları yapmış olması benim değersiz, yetersiz, sevgiye değer olmadığımı kanıtlar mı? Bu durumun başka bir açıklaması olabilir mi? Çok yakın bir arkadaşım kendisini değersiz ve yetersiz hissetse ona neler söylerdim?” şeklinde sorular sormak yardımcı olabilir.

DESTEK ALABİLİRSİNİZ
Psikolog Kamil Ertekin, bazı durumlarda kişinin bu süreci kendi başına aşmakta güçlük çekebildiğini, bu gibi zamanlarda bir psikoterapistten yardım almanın en doğrusu olduğunu söylüyor. İlişki travmalarına yönelik çeşitli psikoterapi yöntemleri uygulandığını belirten Ertekin, bu yöntemlerden en etkililerinden birinin de EMDR tekniği olduğunu, bu teknikle olumsuz inançların değiştirilebildiğini belirtiyor.

ERKEKLER AĞLAMAZ!
Aslında kadın da erkek de terk edilme ya da aldatılma halinde aynı duyguları yaşıyor. Burada iki duygu ön plana çıkıyor: Üzüntü ve öfke. Ancak erkekler genelde üzüntü duygusunu göstermeyip, öfke duygusunu göstermeyi tercih ediyor. Bunun kültürel kodlamaların bir sonucu olduğunu belirten Psikolog Ertekin, “İçinde yaşadığımız toplum, erkeklere insanüstü bir güce sahip olduğu düşüncesini dayatmıştır. ‘Erkek adam ağlamaz, delikanlı adam üzülmez’i öğretmiştir. Nilüfer’in ‘Erkekler Ağlamaz’ şarkısı da bunun en güzel örneklerinden biri” diyor.

KADINLA ERKEĞİN YÖNTEMLERİ FARKLI
“Kadınlar genelde hem üzüntülerini belli eder hem de uygun ortam bulurlarsa öfkelerini saldırganlığa yani intikama dönüştürebilirler” diyen Ertekin, “Kadınların intikamı zaman zaman fiziksel şiddet olarak ortaya çıksa da çoğu zaman eşyaya zarar verme, yakın çevreye eski sevgili hakkında karalama kampanyası yürütme, yeni sevgili bulup kıskandırma şeklinde oluyor. Erkekler ise kadınların yaptıklarına ek olarak fiziksel şiddeti de kadınlara göre daha fazla uyguluyor. Ülkemizde yaşanan kadın cinayetleri bunun en üzücü örneklerinden. Kadınları sahip oldukları bir varlık olarak görme yanılgısı içinde olan erkeklerin sayısı azımsanmayacak ölçüde. ‘Ya benimle olursun ya da kimseyle olamazsın, olursan intikamımı alırım’, ‘Ya benimsin ya kara toprağın’ tarzı düşünceler erkeklerde çok daha yoğun maalesef…” diyor.

‘ALDATILIR YA DA TERK EDİLİRSENİZ, ESKİ SEVGİLİNİZDEN İNTİKAM ALMAK İÇİN NELER YAPARSINIZ/YAPTINIZ?’

“Ne intikamı! Allah’ından bulsun, onun girdiği günaha bile girmem.”

Aysel

“Seviyorsam yapabileceklerimi düşünemiyorum. Şu da var zaten, o da beni sevseydi başkasını tercih etmezdi. Asla affetmem, hep aklımda kalır. Yaptığı ihanetin affı olmaz. Çünkü kimse yanlışlıkla biriyle birlikte olmaz! Ben değil o kaybeder, en azından nasıl bir insan olduğunu öğrenmiş olurum.”
Hacer

“Zaten değmezmiş diye düşünürüm. Tabii olayın siniriyle eşyalarını camdan atmak, laptop’ına su dökmek, giysilerini parçalamak gibi fiziksel tepkiler veririm ya da mesela sadakatsizliği duyulsun diye herkese anlatırım. Ama bir süre sonra, ‘beni aldattığına göre değersiz herifin tekiymiş’ fikri ağır basar ve kendi yoluma bakabilmek için kendimi şımartmaya bakarım. Hayatıma devam edip eski sevgiliyi arkada bıraktığım zaman da zaten onu umursamayarak en büyük intikamı almış olurum.”
Zeynep

“Onu umursamaz, başka biriyle sevgili olurdum, o da kıskanırdı.”
Betül

“Yeni sevgilimle birlikte, eski sevgilimin en sık gittiği mekana giderim. Eski sevgilimi görmemiş gibi yaparak, yeni sevgilimle sarmaş dolaş takılır, çok mutluymuş gibi davranırım. Kudursun.”
Gizem

“Onu affederim. Bence bu en büyük intikam. Onun hakkında iyi konuşurum, asla kötülemem, bunları duyunca kendi utansın, umurumda bile olmadığını anlasın.” Zeynep

“Çok aşıksam, eski Türk filmlerini seyreder intikam tekniklerimi geliştirir, sonra da kendime yeniden aşık etmenin yollarını öğrenirim. Yok değilsem, o zaman uğraştığıma değmez ama uğraşacaksam da, olmadık yerlerde karşısına her seferinde onunlayken olmadığım kadar şahane görünüp bende eksik gördüğü şeyleri, onun istediği gibi yaparak onu delirtirim. Egoyu toparladıktan sonra arkamı dönüp çıkar, yeni maceralara atılırım.”
Özlem

“Neler yapacağım tahmin bile edilemez, o derece kötü olur yani!”
Elif

“Eğer beni aldattıysa intikamlardan intikam beğensin! Aldattığı kadının ve onun hayatındaki hayalet gibi olurum. Huzursuz edebilmek adına her şeyi yaparım. Tabii ki sıkılana dek… Daha sonra bırakırım ne halleri varsa görsünler…”
Sinem

“Bu, o kişinin zayıf noktasına göre değişir.”
Sude

“İntikam almak istemem için canımı çok fena acıtması lazım. Ben de onun canını acıtacak bir şey bulurum.”
Esra

“Bir ilişki bittiyse, bunda iki tarafın da hatası vardır ya da ilişkinin vadesi dolmuştur. Bu yüzden intikam planları yapmak yerine herkes kendi hayatına yeni bir yol çizmeli bence.”
Seda

“O benim için bitmiştir, elimden geleni yaparım, yeter ki onun canı yansın.”
Dicle

“Ayrıldığında gayet soğuk bir tepki veririm, soğukkanlı olurum. Bir süre hayatıma hiç kimseyi almam, beklerim. O da pişman olup geri dönecektir zaten. Döndüğünde de onu süründürür bu şekilde intikamımı alırım.”
Arzu

“Onu görmezden gelir, umursamadığımı belli ederim. En güzel intikam.”
Ayçe

“Onu umursamıyormuş gibi yaparım. Yakınındaki arkadaşları ile konuşup onu kıskandırırım.”
Büşra

“O çok kıymetli arabasını bir güzel çizerim!”
Selda

“Önce onunla yeniden birleşir, sonra da terk ederim!”
Merve

“Onunla başka biriymiş gibi yazıştım, kullandığı argümanların hepsini çürüttüm, bol bol dalga geçtim, söyleyemediğim her şeyi söyledim… Sonra da başkası diye yazıştığı kişinin ben olduğumu anlamasını sağladım… Çok keyifli bir süreçti.”
Melek