Bitemeyen ilişkiler!

07 Aralık 2016  //  Aşk İlişkiler, Ayrılık  //  Yorum Yok   //   621 Kez Görüntülendi
Bazı eski sevgililer vazgeçmez! Siz ne kadar terk etseniz de, bırakıp gitseniz de, iyi ayrılmayı deneseniz de o terk etmeden bitmez hiçbir şey. ‘Ne olur beni terk et artık’ kıvamına gelene kadar süründürür. Rahatsız eder. Bitiremez. Israrcıdır. Bunaltır. Sonunda yoldan çıkartır!
Ah bitmeyen ilişkiler! Sürüncemede kalan hayatlar. Bazı ilişkiler vardır siz ne yaparsanız yapın, yakanızı bırakmaz. Sonunda her şeyi göze alıp, resti çeker tüm kapıları kapatırsınız. Bitti zannedersiniz. Özgürlük bayrağını hayatınızın orta yerine çekersiniz. Gerçekten çok tatlısınız! Siz terk ettiniz diye her şey bitti mi sandınız? Eğer karşınızda saplantılı bir adam varsa o terk etmeden hiçbir şey bitmez. Genellikle uzun ilişkilerin ardından ortaya çıkan bu durum, karşınızdakinin ne kadar acı çekmeyi sevdiği ve saplantılı olma oranına bağlı olarak daha uzun ya da kısa sürebilir. Sizi ikna etmek için girmediği şekil, denemediği yol kalmaz. Fakat ne demişler; ‘Huylu huyundan vazgeçmez, eski sevgili evlat olsa yine de sevilmez.’

Dram 1: ‘Sensiz yaşayamıyorum’
Kalbiniz taştan değil ya, elbette siz de üzülüyorsunuz. Kırmadan, acıtmadan terk etmeye çalıştığınıza eminiz. Güzellikle ikna ettiniz, el sıkışıp, son kez sarılıp, ‘bir kahve içmek için mutlaka buluşalım ilerleyen zamanlarda’ dileklerinin ardından son buluşmanızdan içiniz rahat ayrıldınız. Ama o da ne? Beş gün sonra en yakın arkadaşlarınızdan ‘Seninki çok kötüymüş, sensiz yaşayamıyormuş, her şey için çok pişmanmış, değişecekmiş!’ cümlelerini duymaya başlarsınız. Bir kere şunu sakın unutmayın, onun hayatına girene kadar sizsiz nasıl yaşadıysa sizden sonra da gayet güzel yaşar. Bu noktada sakın ‘arkadaşlarımı nasıl arar, rahatsız eder’ diyerek gaza gelip, onu aramayın. Zaten istediği şey bu. İlgiyi üzerine çekip, sizinle konuşmak ve sizi ikna etmeyi denemek. Eğer çok samimi arkadaşlarınızsa söz konusu olan, telefonlarına çıkmamalarını söyleyebilirsiniz. Eğer ortak arkadaşınızsa, bu konuları konuşmak istemediğinizi söyleyip, konuyu kapatabilirsiniz.

Dram 2: ‘Sen de beni çok seviyorsun’
Saplantılı eski sevgililer onları sevmekten vazgeçtiğinize asla inanmazlar. Hatta öyle ki, sizin bunalımda olduğunuza, bunun geçici bir dönem olduğuna, aslında onu çok sevdiğinize sizi ikna etmeye çalışırlar. Yemeyin kızlar! Sakın ‘gerçekten acaba böyle mi?’ diye düşünmeye başlamayın. Onu terk etme sebeplerinizi bir liste yapın ve her gün tok karnına günde iki kere okuyun. Hatta canınızı çok sıkarsa ileri gitmekten çekinmeyin. Artık ona karşı hiçbir şey hissetmediğinizi, bir erkeğe duyulabilecek aşkınızın kaybolduğunu, tüm çekiciliğini yitirdiğini, paylaşacak hiçbir şey kalmadığını altını çize çize, tekrar tekrar, cümleleri gerekirse tersten okuyarak söyleyin.

Dram 3: ‘Kızınızı çok seviyorum’
Eğer aileler birbirini tanıyorsa, vay halinize. Hele de aileler birbirlerini seviyor ve ilişkinin bitmesini istemiyorlarsa, iki kere vay halinize. Önce kendi ailenize ilişkinin neden bittiğini açık açık anlatın. Çünkü annenize açılacak taciz telefonları çok yakında başlayacak. İlişkiniz sırasında bayramlarda bile annenizi aramayan adam bir anda Kabotaj Bayramı’nı bile kutlamak için annenizi arayacak hale gelebilir. Her iki kelimesinin arasına da ‘Ben kızınızı çok seviyorum, değiştim, o bana inanmıyor, onu çok mutlu edeceğim’ cümlesini mutlaka sıkıştıracaktır. Kendi annenizi ikna etmeniz kolay. Hiç kimse kendi çocuğunun mutsuzluğuna dayanamaz. Annenize ‘beni mutlu etmiyordu aksine son zamanlarda onunla birlikteyken çok üzgündüm’ dediğiniz anda konu sonsuza dek kapanacaktır. Terk ettiğiniz için üzgün olmamanız, ilişkiyi bitirme aşamasına gelene kadar üzülmediğiniz anlamına gelmiyor. Buradaki asıl sorun karşı tarafın ailesinden gelen telefonlarda! Elbette ki yaşlarına hürmeten saygısızlık yapmamanız, ‘ne olur bir daha dene’ talepleri karşısında sessizliğe gömülmeniz normal. Onlara bu ilişkiyi ikinizin yaşadığını, neden ayrıldığınızı oğullarına anlattığınızı, artık inancınız kalmadığını ve sebeplerini ona sormaları gerektiğini, artık araya girmeye çalışmaktan vazgeçmelerini kibar bir dille anlatın. Olmuyorsa, ısrar etmekte devam ediyorlarsa, açık açık ‘oğlunuzu artık sevmiyorum’ da diyebilirsiniz!

Dram 4: ‘Ömür boyu seni seveceğim’ 
Yok ya! Bugüne kadar neredeydin? Ömür boyu sevene daha önce rastladınız mı siz hiç? Kafanızı kaldırıp, bir etrafa bakın. ‘Sen beni terk etmiş olsan da ben seni hep seveceğim. Senden asla vazgeçmeyeceğim’ numaralarına inanmayın. Ofise gelen çiçeklere, böceklere sakın kanmayın. ‘Tabii canım, sana iyi sevmeler fakat ben artık evde yokum’ diyerek konuyu kapatın.

Dram 5: ‘Başkasıyla olsan da seveceğim’
Asıl yalanın kuyruklusu işte bu. ‘Ömür boyu seni seveceğim’ yetmezse, ‘hayatına başka biri girse bile seni seveceğim’ demeye çekinmez saplantılı eski sevgililer. Tabii bu cümleyle aslında bu süreçte hayatınıza yeni biri girip girmediğini de ölçmeye çalışırlar. Düşmeyin tuzağa. Tünele giriyorum, telefon kesilebilir diyerek konuşmayı bitirebilirsiniz.

Kesin çözüm!
Sabrın da bir sınırı var elbette. Yılların hatırına onu kırmamak için tüm taciz telefonlarına sabırla yanıt verdiniz; ailenizi, arkadaşlarınızı aramasına göz yumdunuz. Zamanın her şeyin ilacı olduğuna, bu dönemi atlatacağına inandınız. Fakat bir adım bile ilerleyemediğini, hatta artık haddini aştığını gördüğünüz noktada size kesin bir çözüm önerimiz var; hayatınıza birinin girdiğini ima edin ama sakın girdi demeyin! Bu imanızın sonucunda sinirden çıldırıp, huylunun huyundan vazgeçmediğini birkaç dakika içinde anlayacaksınız. Tüm ‘değiştim, çok pişmanım’ yalanları gün yüzüne çıkacak. Bu süreçte içinde sakladığı tüm kini, nefreti size kusacak. Şimdi, gönül rahatlığıyla onu terk etmekle ne kadar doğru bir karar verdiğinizi tekrar söyleyip, artık köprüleri yıkabilirsiniz. Zaten muhtemelen sizin yıkmanıza gerek kalamadan o yıkacaktır. Hatta duymak için kıvrandığınız cümleyi muhtemelen duyacaksınız; ‘seni artık terk ediyorum.’
Test edildi, onaylandı!