Enfeksiyon sebebi olabilir

30 Temmuz 2013  //  Genel  //  Yorum Yok   //   991 Kez Görüntülendi

Kurtuluş, taş hastalığının, su tüketiminin az, protein ve tuz tüketiminin fazla olduğu toplumlarda daha sık görüldüğünü belirtti. Kakao ve pancarın taş hastalıklarına neden olabileceğini, limonata ve greyfurtun ise böbrek taşından koruduğunu aktaran Kurtuluş, antik çağdan beri varlığı bilinen taş hastalıklarının toplumda görülme sıkılığının yüzde 10-15 olduğunu kaydetti.

SICAK İKLİMLERDE DAHA ÇOK GÖRÜLÜYOR

Kurtuluş, taş hastalığının daha çok sıcak iklimlerde, Türkiye’de ise özellikle kuru ve sıcak havanın hakim olduğu güney bölgelerde sıklıkla görüldüğünü bildirdi.

Tıptaki ilerlemeye rağmen taşın neden oluştuğu konusunun tam olarak aydınlatılamadığına işaret eden Kurtuluş, şu bilgileri verdi.

“İdrar yolu taşları her yaşta görülmekle birlikte daha çok 25-40 yaşları hastalığıdır. Erkeklerde kadınlara oranla 3-4 kat daha sık gözlenmektedir. Enfeksiyon taşları ise kadınlarda daha sık görülmektedir. Çocuklarda taş hastalığı, tüm taş hastalarının yüzde 2-3 kadarını oluşturmaktadır. Erkek ve kız çocuklarında görülme sıklığı hemen hemen aynıdır. Gelişmekte olan ülkelerde daha çok enfeksiyona bağlı mesane taşları görülürken, gelişmiş ülkelerde metabolik ve anatomik hastalıklara bağlı olarak görülmektedir.”

“TAŞ HASTALIĞININ ÖNLENMESİNDE BESLENME ALIŞKANLIĞI VE YAŞAM TARZI ÖNEMLİ”

Kurtuluş, böbrek taşlarının hiç belirti vermeyebileceği gibi çok kıvrandırıcı ağrılara da sebep olabildiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Yetişkinlerde böğür ağrısı ve idrarda kanama görülürken, küçük çocuklarda kusma ve huzursuzlukla karşımıza çıkabilmektedir. Böbrek pelvisindeki taşlar mutlaka tedavi edilmelidir. Aksi takdirde böbrekte fonksiyon kaybına ve enfeksiyona sebep olabilirler. Taşların tedavisi boyutuna ve bulundukları yere göre değişmektedir. 5 milimetreye kadar olan taşlar, medikal tedavi ve bol sıvı alımı ile kendiliğinden düşebilmektedir. Taşın boyutu büyüdükçe müdahalesiz düşürme olasılığı azalır.”

Tedavi yöntemleri hakkında da bilgi veren Kurtuluş, taş hastalığının önlenmesinde beslenme alışkanlığı, yaşam tarzı ve sıvı alımının düzenlenmesinin önem taşıdığını vurguladı.

Kurtuluş, diyetin, üriner sistem taş hastalarının çoğunda önemli bir rol oynadığını belirterek, “Aktivite, taş oluşum riskini azaltır. Günlük egzersiz ve yürümeyi ihmal etmemek gereklidir. Hastalar, ideal kilolarına ulaşmak için düşük kalorili diyetlerle kilo verme konusunda cesaretlendirilmelidir. Hastalara, günlük idrar miktarı 2 litre olacak şekilde su içme konusunda ısrar edilmelidir. Yatmadan önce 500 mililitre su içilmesi önerilmelidir. Sıvı alımı 24 saat içerisinde dengeli dağıtılmalı, terleme nedeniyle ekstra bir sıvı kaybı varsa miktar arttırılmalıdır” ifadelerini kullandı.

“VİTAMİN B6 EKSİKLİĞİNE DİKKAT”

Kurtuluş, taş hastalıklarından korunmak için ise şu önerilerde bulundu:

“Suyun yerini almamak kaydıyla diğer sıvılar tüketilebilir. Limonata ve greyfurt suyunun sitrat miktarını arttırarak koruyucu bir rol oynadığı görülmüştür. Kola ve gazlı içeceklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır. Et, balık, tavuk, yumurta, süt ve süt ürünlerinden alınan protein 50-60mg/gün aşmamalıdır. Aşırı miktarda karbonhidrat tüketiminden kaçınmak gerekir. Aşırı miktarda doymuş yağlardan tüketilmemeli ve kalori ihtiyacı omega 3 yağ asitleri içeren yiyeceklerden sağlanmalıdır. Tuz tüketimi azaltılmalıdır. Hastalar meyve ve sebze tüketimi konusunda yönlendirilirken, aşırı oksalat içeren ıspanak, kakao, pancar gibi yiyeceklerden ise uzak durulmalıdır. Vitamin C alımı günlük 1500-2000 mg ile sınırlandırılmalıdır. Vitamin B6 eksikliğine ise dikkat edilmelidir.”